7 Kasım 2026 Cumartesi
Haber Ulak
Ekonomi

Enerji krizleri panelinde Türkiye'nin transit rolü öne çıktı

Yayın: Kaynak: TRT Haber
Kısa özeti oku

İstanbul Kongre Merkezi'nde süren TRT World Forum'da, enerji krizleri ve güvenliği üzerine bir panel düzenlendi. Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, Türkiye'nin enerji transit ülkesi olarak enerji merkezi olma hedefini dile getirdi ve barışın önemini vurguladı. Eski AB Komisyonu Enerjiden Sorumlu Üyesi Kadri Simson, Avrupalıların fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmanın bedelini ödediğini belirterek bu yıl 150 milyar avrodan fazla ekstra ödeme yapıldığını aktardı; yenilenebilir enerji kapasitesinin krizi hafifletmeye yardımcı olduğunu söyledi. Eski Moldova Başbakan Yardımcısı Nicu Popescu, ülkesinin Rus gazına bağımlılığından kurtulmak için yenilenebilir enerjiye hızla geçtiğini anlattı. GCSP'den Alexandra Matas ise arabuluculukta Türkiye gibi yeni aktörlerin rolünün arttığını ve gayriresmi diplomasinin kullanımının yükseldiğini ifade etti.

Enerji krizleri panelinde Türkiye'nin transit rolü öne çıktı
Fotoğraf: TRT Haber · Haber kaynağı · Fotoğrafın kaynağı

Haberin ayrıntıları

TRT tarafından 2017'den bu yana düzenlenen, dünyanın önde gelen isimlerini bir araya getiren ve bu yıl "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla düzenlenen TRT World Forum, İstanbul Kongre Merkezi'nde devam ediyor.

Forum kapsamında TRT World sunucusu Matthew Moore moderatörlüğünde "Enerji Krizlerinin Artçı Sarsıntıları: Baskı Altındaki Kurumlar" başlıklı panel düzenlendi.

Panelde konuşan Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse, Türkiye'nin enerjide önemli transit ülkelerden biri olduğunu ve enerji köprüsü konumundan enerji merkezine dönüşmeyi hedeflediğini ifade etti.

Köse, enerji akışının kısıtlanmasının yalnızca Türkiye'yi değil, Avrupa ve diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini söyleyerek, Türkiye'nin enerji ve ticaret yollarını koruyabilecek güçlü bir ülke olduğunu ortaya koyduğunu aktardı.

Rusya ve Orta Doğu ülkeleri gibi tüm ortaklarla iyi ilişkiler sürdürmeye gayret ettiklerini belirten Köse, "Bizim için en önemli şey barışın sağlanmasıdır. Sınırlarımızdan enerjinin geçmesine ihtiyacımız var." şeklinde konuştu.

Köse, boru hatlarını ve enerji güzergahlarını güvence altına alabileceklerini, bunun yanı sıra diplomatik ve arabuluculuk kabiliyetlerini de göstermeye çalıştıklarını aktararak, tüm bu araçlara yatırım yaptıklarını ve kriz anlarında yardım etmeye hazır olduklarını aktörlere gösterdiklerini söyledi.

Köse, "Finansal, savunma, diplomatik ve arabuluculuk kabiliyetlerimizle Orta Doğu, Orta Asya ve Hazar ülkelerine burada gerçek bir enerji merkezini hayata geçirme niyetinde olduğumuzu gösteriyoruz. Bütün bunlar farklı yetkinlikler gerektiriyor ve Türkiye tüm bu alanlarda yatırım yaparak başarısını ortaya koyuyor." dedi.

"(Fosil yakıt ithalatı) Bu yıl Avrupalılar 150 milyar avrodan fazla ekstra ödeme yaptı"

Eski Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Enerjiden Sorumlu Üyesi Kadri Simson da AB ülkelerinin büyük fosil yakıt ithalatçıları olduğuna işaret ederek, küresel çapta fosil yakıt fiyatları dalgalandığında bunun bedelini Avrupalıların ödediğini dile getirdi.

Simson, "Bu yıl Avrupalılar, (temin etmeleri gereken) aynı miktardaki fosil yakıt için 150 milyar avrodan fazla ekstra ödeme yaptı. 2022 yılının çok daha kötü olduğunu da hatırlatmam gerekir. Çünkü o dönemde Avrupalılar ithalat için 600 milyar avroyu aşkın ödeme yapmıştı. Bunun nedeni Rusya'nın Ukrayna'ya karşı geniş çaplı savaşını başlattığında, Avrupalıların doğal gaz arzını da kesmesiydi." diye konuştu.

Avrupa'nın Rus gazına yüksek bağımlılığı nedeniyle arzın kesilmesiyle ortaya çıkan sorunları ve alternatif kaynak arayışında yürüttükleri çalışmaları anlatan Simson, "Bu bağlamda Türkiye çok önemli bir rol oynuyor. Çünkü tam zamanında devreye giren ve Azerbaycan'ı Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayan Güney Gaz Koridoru, çok kısa sürede maksimum kapasite sağlayabildi." ifadelerini kullandı.

Öte yandan Simson, kaybedilen miktarın yüksek olması nedeniyle küresel çapta hiçbir gaz üreticisinin Rusya'dan sağlanan hacmin yerini tek başına dolduramadığını belirtti.

Sorunu nasıl ele aldıklarına değinen Simson, "Onlarca gigavatlık yeni yenilenebilir enerji kapasitesini, rüzgar ve güneş enerjisini devreye sokabildik. Böylece açığı yenilenebilir kaynaklar kapattığı için elektrik üretmek amacıyla santrallerde artık gaz yakmadık. Bize asıl yardımcı olan da bu oldu. Artık elektrik üretimimizde rüzgar ve güneş, tüm fosil yakıt santrallerinin toplamından daha fazla elektrik üretiyor. Dünyanın çoklu yakıt kriziyle karşı karşıya olduğu şu dönemde Avrupa'nın görece iyi bir durumda olmasının sebebi de budur." diye konuştu.

"Moldova'da 3 yıl içinde yenilenebilir elektrik oranımızı yüzde 3'ten yüzde 30'a çıkardık"

Eski Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ile Avrupa Entegrasyonu Bakanı Nicu Popescu ise Moldova'nın Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan önce de ciddi enerji şokları yaşamaya başladığını anımsattı.

Ayrıca 2022'de Moldova'ya gaz arzının fiilen kesildiğini belirten Popescu, "Dolayısıyla Moldova'da Rus gazına olan yüzde 100 bağımlılıktan yüzde 0 bağımlılığa geçmek zorunda kaldık. Bunu 2-2,5 yıl içinde başardık." dedi.

Popescu, elektrik konusunda ise farklı bir durum yaşadıklarını aktararak, "Rusya'nın Ukrayna'yı geniş çaplı işgale başladığı gece başka bir gelişme oldu. Moldova ve Ukrayna, Rus elektrik şebekesinden ayrılarak Avrupa elektrik şebekesine bağlandı." ifadesini kullandı.

Birtakım sorunlar yaşadıklarını ancak uyguladıkları çözümün yenilenebilir ve yeşil enerjiye hızlandırılmış geçiş olduğunu söyleyen Popescu, "3 yıl içinde yenilenebilir elektrik oranımızı yüzde 3'ten yüzde 30'a çıkardık." bilgisini verdi.

"Olumlu gördüğüm gelişme, arabuluculuk çabalarında Türkiye gibi aktörlerin artan rolü"

Cenevre Güvenlik Politikası Merkezi (GCSP) Uluslararası Güvenlik Diyaloğu Departmanı Direktörü Alexandra Matas da enerji ve jeopolitik arasındaki ilişkiye dikkati çekerek, siyasi anlaşmazlıkların çözümünde diplomasinin birincil araç olarak kullanılmadığını ifade etti.

Diplomasinin yalnızca dostlarla değil, düşmanlarla da konuşmayı gerektirdiğini vurgulayan Matas, birçok devlet başkanının ve bölgesel kuruluş liderinin diplomatik müzakere kanallarını kullanmak yerine birtakım başka yollara başvurduğunu da anlattı.

Matas, "Peki buradan çıkan ve halen olumlu gördüğüm iki gelişme nedir? Birincisi, arabuluculuk çabalarında çok aktif olan Türkiye gibi yeni aktörlerin artan rolü. İkincisi ise gayriresmi diplomasinin (diplomatik diyalog) artan kullanımıdır." şeklinde konuştu.

Haberin özgün kaynağıTRT Habertrthaber.com

Kısa özet yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Haber metninin kaynağı: TRT Haber. Hata veya hak ihlali bildirmek için telif sayfasını kullanabilirsiniz.

PaylaşXFacebookWhatsAppTelegramLinkedInE-posta